|
Şiir, Öykü
Yanlış Kadınla Yatan Adam
Karadenizin bulutlu esmer yüzüne coşkun yürekler gibi yükselen dağların sarp yamacına gömülü ahşap evlere patika yollar ulaşabilir ancak. Tarımdır köylünün umudu, biraz da hayvancılık. Kaderini hayvancılığa bağlayanlar yazın yaylada kışın köyde tüketirler keder yüklü ömürlerini. Baharla yaylada kar kalkınca, ölü yerden de ot kalkınca başlar ot göçü: Hayvanlarıyla eşyalarıyla, çoluk çocuk erkek kadın, hep beraber şen şakrak, kemençe türkü çan kelek, güle oynaya ata yıka coşkun bahar seli gibi yaylaya akar şenlik seli. Konaklanır yolda bir gün.
Yine bir bahar başladı ot göçü: Güldane Durdu'nun karısıydı. Güzel mi güzel kadındı. Bu gün dört göz vardı üstünde; ikisi Durdu'nun, ikisi de yasak göz, kaş altından bakan. Konulacak yere varıldı konuldu. Çadırlar kuruldu yatıldı. Kapandı bütün gözler; Durdu'nun ki, Güldane'nin ki diğerlerini ki ve hayvanların ki. Yalnız yan bakarken kaymış, şaşırmış şaşı olmuş, iki yasak göz açıktı. Dikilmiş karanlığa sinsice planlar kuruyordu kendince.
Yasak gözler ışıdı. İrileşti ve şaşıdı. Gece gibi karardı. Kaldırdı adamı yerinden. Götürdü hayvanların yanına. Adam çözdü Durdu'nun katırını saldı ormana, geldi sokuldu Durdu'nun yanına:
-Hişşt! Hemşerim kalk, uyan! Katırın boşanmış! Ormana gidiyor!
Fırladı yataktan Durdu. Yarı uyanık yarı uykulu sersem halde daldı ormana. Ara da bul kör gecede, bir gören olmuştur belki!
-Uyy, yeşilliğine inandığım siyah gölgeli ağaçlar: Sizde mi görmediniz; yoksa bilip de gizler misiniz? Ak yularlı siyah gözlü katırımı? Hay! Kör şeytan. Hay! Kör katır geber emi!
Derindi Güldane'nin uykusu; duymazdı yanında top patlasa! Yasak gözler sarhoştu, uzandı kadının kıyısına, sarıldı biraz sonra da. Önce yadırgadı kadın. Sersemdi, uykuluydu, yorgundu. Kim olabilirdi ki kocasından başka yanında yatan, sarılan ona! Verdi kendini Durdu'suna! Seviştiler hayli zaman. Az sonra uzaklaştı çadırdan yasak gözün hizmetçisi iki ayak. Biraz sonrada Durdu geldi. Yorgundu uykuluydu, ayakta uyukluyordu. Gözünü açınca da sabah oldu.
Güldane çadırda teknede çimdi*. Sonra döndü kocasına:
-Herif sen çimmeyecen mi?
-Kiz karı ne diyon sen?
-Ülen bilmezmiş gibi sorma, gusul abdesti alacan mı diyom?
-Yahu, ben, sen, biz ikimiz!...
Beyninden vurulmuşa döndü Durdu. Çekti tabancasını. Bağırdı çağırdı. Sövdü saydı:
-Ulan bu gece yanlış kadınla yatan sefük herif kimse çıksın ortaya!
Çıt bile çıkmadı kalabalıktan. Geçti ot göçünün en önüne, herkese tek tek yemin ile sordu. Benim demedi hiç kimse. Başka şeyler de geldi aklına. Kızgın, şaşkın karısına:
-Kiz karı sakın seninle cin ya da şeytan yatmış olmasın! Sana hep derim besmeleyle yat diye.
-Sus herif, o ne biçim söz! Yel alsın ağzından! 'kulağına kurşun, eteğine taş un'** İnsan olması için dua edelim! Cinse, şeytansa sonu gelmez bunun! Durdu biraz korkak biraz kızgın bağırdı bağrı yanık dağlara:
-Ulan insan, cin, şeytan her kimsen senin ben...
(*banyo yapmak, **kötü olduğu düşünülen şeyleri anmamak için kullanılan bir deyim).
İsmail Bayram
Sis
Yağmurda çimer güneşte kururduk
Rüzgar tarardı pörsümüş saçlarımızı
Ayağımızda yerin cansı serinliği
Siyah hilaller doğardı tırnağımızda.
Kevgirsi elbiseler içinde bedenlerimizi
Soğuk yalar diken dalardı,
Yaprak yetiştiremezdi bahar yırtıklarımıza...
Kırgın yüreklerimizi
Avutmak için verdiği
Bin bir çeşit çiçeği
Ot diye çiğneyişimiz de bile
Çocuksu bir masum güzellik vardı.
Bizden büyüktü ellerimiz
Önce köy ülke
Sonra dünya evren sığardı,
Sığmazdı zenginliğimiz avuçlarımıza
Bedenlerimizi taşan yüreklerimiz vardı.
Artık kayboldu çocukluğun
Kelebek kanatlı yaşam sevinci
Titrek bir mum alevinin
Havada bıraktığı is gibi
Sanki sisli bir düşten şekiller
Silindi birer birer...
Yalnız unutamadığım
Tek yadigardır şimdi
O uzak hatıradan
Ağzımda elan
Ay ışığında yediğimiz kirazın tadı
Ham eriklerin acısı kaldı.
İsmail Bayram
Arınmalıyım
Çıplak taşlara sarılmalıyım
Unutmalıyım sabrımda
Yosun tutmuş acıları.
Gergin yay gibi bağrımı
Açmalıyım en şaşkın geceye,
Kurtulmalıyım artık
Böyle bulanık düşlerden
Durgun sulara akmalıyım
Arınmalıyım ruhumla
Bir çocuk masumluğunda
Dönmeliyim Sana.
Sonra yeniden bakmalıyım
Gönül aynasına
Yürek midir kör olan
Ben miyim yoksa...
İsmail Bayram
|